top of page

Suça Sürüklenen Çocuk – Yeni Adıyla Adli Süreçteki Çocuk: Ceza Sorumluluğu ve Çocukların Yargılanması

Yazarın fotoğrafı: Tarık Altıntaş
Tarık Altıntaş
6 Eki
7 dakikada okunur

Ceza hukukunda çocuklar hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar, yetişkinler hakkındaki ceza yargılamalarından önemli ölçüde farklıdır. Bunun temel nedeni, henüz gelişim süreci devam eden çocuğun yalnızca cezalandırılması gereken bir kişi olarak değil; korunması, eğitilmesi ve yeniden topluma kazandırılması gereken bir birey olarak kabul edilmesidir. Türk hukukunda uzun yıllar “suça sürüklenen çocuk” kavramı kullanılmıştır. Ancak 7593 sayılı Kanun ile 2026 yılında yapılan değişiklik sonrasında bu kavramın yerine “adli süreçteki çocuk” kavramı kabul edilmiştir.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na göre adli süreçteki çocuk; kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen ya da işlediği fiil nedeniyle hakkında güvenlik tedbirine karar verilen on sekiz yaşından küçük kişidir. Kavramdaki bu değişiklik yalnızca terminolojik bir tercih değildir. Çocuğun henüz hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmadan suçla özdeşleştirilmemesi ve çocuk adalet sisteminin masumiyet karinesi ile çocuğun üstün yararı temelinde yürütülmesi amaçlanmıştır.

Çocukların Ceza Sorumluluğu Nasıl Belirlenir?

Çocukların ceza sorumluluğu bakımından en önemli düzenleme Türk Ceza Kanunu’nun 31. maddesidir.

Burada belirleyici olan çocuğun yargılama tarihindeki değil, suçu işlediği tarihteki yaşıdır.

TCK çocukları ceza sorumluluğu açısından üç temel yaş grubuna ayırmaktadır:

12 yaşından küçük çocuklar,

12 yaşını doldurmuş fakat 15 yaşını doldurmamış çocuklar,

15 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını doldurmamış çocuklar.

Bu yaş gruplarının hukuki sonuçları birbirinden oldukça farklıdır.

12 Yaşını Doldurmamış Çocukların Ceza Sorumluluğu Var mıdır?

TCK m.31/1 uyarınca, fiili işlediği sırada henüz 12 yaşını doldurmamış çocuğun ceza sorumluluğu bulunmamaktadır.

Bu çocuklar hakkında ceza kovuşturması yapılamaz ve işledikleri iddia edilen fiil nedeniyle ceza verilemez.Ancak bu durum çocuk hakkında hiçbir işlem yapılamayacağı anlamına gelmez. Çocuk Koruma Kanunu kapsamında çocuğun korunması, eğitimi, sağlığı ve sosyal gelişimine yönelik güvenlik tedbirlerine karar verilmesi mümkündür. 2026 yılında yapılan düzenlemelerle ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklar bakımından ayrıca yeni yönlendirme tedbirleri getirilmiştir. Bunlar arasında sosyal ve toplumsal hizmet faaliyetleri, dijital risklerden korunmaya yönelik tedbirler, kitap ve kütüphane faaliyetleri, çevresel faaliyetlere katılım ile bağımlılık tedavisi ve rehabilitasyon programları bulunmaktadır.Dolayısıyla 12 yaşından küçük çocuk bakımından sistemin temel yaklaşımı cezalandırma değil, koruma ve yönlendirmedir.

12–15 Yaş Arasındaki Çocukların Durumu

Fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmuş fakat 15 yaşını doldurmamış çocuklarda durum daha farklıdır.Bu yaş grubundaki çocuklarda yalnızca doğum tarihine bakılarak ceza sorumluluğu bulunduğu kabul edilemez.

TCK m.31/2 uyarınca çocuğun;

işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı,

davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği

somut olay bakımından değerlendirilmelidir.

Eğer çocuk fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamıyor veya davranışlarını yönlendirme yeteneği yeterince gelişmemişse ceza sorumluluğu bulunmaz.

Bu durumda çocuğa ceza verilmez ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.Buna karşılık çocuğun algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunduğu sonucuna ulaşılması halinde ceza sorumluluğu kabul edilir. Bununla birlikte çocuk olması nedeniyle TCK m.31’de öngörülen özel ceza rejimi uygulanır.2026 yılında yapılan değişiklik sonrasında bu yaş grubunda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 13 yıldan 18 yıla, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda ise 10 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasına hükmedilmektedir. Diğer cezalar yarı oranında indirilmekte ve kural olarak her bir fiil için verilecek hapis cezası dokuz yılı aşamamaktadır.

12–15 Yaş Grubunda Sosyal İnceleme Artık Zorunlu

2026 yılında yapılan en önemli değişikliklerden biri sosyal inceleme raporuna ilişkindir.

Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesine göre 15 yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması artık zorunludur.

Sosyal inceleme kapsamında çocuğun aile yapısı, eğitim durumu, sosyal çevresi, psikolojik ve gelişimsel özellikleri gibi unsurlar değerlendirilir.

Bu rapor özellikle 12–15 yaş arasındaki çocuklarda çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin belirlenmesi açısından önem taşımaktadır. Dahası, 7593 sayılı Kanun ile CMK m.174’e özel bir hüküm eklenmiştir.

Buna göre 15 yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yapılmadan düzenlenen iddianamenin iadesi gündeme gelebilecektir.

Bu düzenleme sosyal inceleme raporunu çocuk yargılamasında tali bir belge olmaktan çıkararak doğrudan soruşturmanın hukuka uygunluğu açısından önemli bir usul güvencesi haline getirmiştir.

15–18 Yaş Arasındaki Çocukların Ceza Sorumluluğu

Fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını doldurmamış çocuklarda kural olarak ceza sorumluluğu bulunmaktadır.

Bununla birlikte kişinin çocuk olması nedeniyle cezada yaş küçüklüğüne ilişkin özel hükümler uygulanmaktadır.

2026 yılında değiştirilen TCK m.31/3 uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 19 yıldan 27 yıla, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 15 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasına hükmedilmektedir.

Diğer cezalar ise kural olarak üçte bir oranında indirilmekte ve her bir fiil için verilecek hapis cezası 15 yılı aşamamaktadır.

Ancak 2026 değişikliğiyle birlikte bazı ağır suçlarda çok önemli bir istisna getirilmiştir.

Kasten Öldürme ve Ağırlaşmış Yaralama Suçlarında Yeni Düzenleme

7593 sayılı Kanun ile TCK m.31’e yeni bir dördüncü fıkra eklenmiştir.

Buna göre kasten öldürme ve kanunda belirtilen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında;

kasta dayalı kusurun ağırlığı,

güdülen amaç ve saik,

suçun işleniş şekli,

daha önce kasıtlı bir suç nedeniyle hapis cezasına mahkûm olunması

gibi unsurlardan biri veya birkaçı dikkate alınarak çocuklar bakımından normal yaş küçüklüğü rejiminden farklı bir uygulamaya gidilebilmesi mümkün hale gelmiştir.

15–18 yaş arasındaki çocuklarda bu şartların oluşması halinde TCK m.31/3’teki yaş indirimi hükümleri uygulanmayabilir.

12–15 yaş grubunda ise ceza sorumluluğunun bulunduğunun belirlenmesi şartıyla, ikinci fıkra yerine daha ağır sonuçlar öngören üçüncü fıkra hükümlerinin uygulanabilmesine olanak tanınmıştır.

Dolayısıyla özellikle kasten öldürme ve ağırlaşmış yaralama dosyalarında suç tarihi, çocuğun yaşı ve TCK m.31/4’te belirtilen kriterlerin bulunup bulunmadığı artık çok daha önemli hale gelmiştir.

Burada ayrıca lehe kanun ilkesinin gözden kaçırılmaması gerekir. 7593 sayılı Kanunun ceza miktarlarını ağırlaştıran hükümleri 18 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten önce işlendiği ileri sürülen fiiller bakımından TCK m.7 çerçevesinde suç tarihinde yürürlükte bulunan hükümler ile sonraki düzenleme karşılaştırılarak lehe olan kanunun uygulanması gerekir. 7593 sayılı Kanunun genel yürürlük tarihi 18 Ağustos 2026’dır.

Çocuğun Soruşturması Yetişkinlerden Farklı mı Yürütülür?

Evet.

Adli süreçteki çocuk hakkında yürütülen soruşturmanın yalnızca cezanın miktarı bakımından değil, usul bakımından da çocuklara özgü kurallara uygun yürütülmesi gerekir.

Çocuk Koruma Kanunu m.15 uyarınca çocuk hakkındaki soruşturma, çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yürütülür. Çocuğun ifadesinin alınması veya diğer işlemler sırasında sosyal çalışma görevlisinin çocuğun yanında bulunması mümkündür. Çocuk ceza yargılamasının amacı yalnızca maddi gerçeğin ortaya çıkarılması değil; bunu yaparken çocuğun gelişiminin ve haklarının mümkün olan en yüksek düzeyde korunmasıdır.

Çocuğun Avukatının Bulunması Zorunlu mudur?

Evet.

Çocuklar bakımından en önemli ceza muhakemesi güvencelerinden biri zorunlu müdafilik sistemidir.

CMK m.150/2 uyarınca müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık çocuk hakkında, çocuğun veya ailesinin herhangi bir talepte bulunmasına gerek olmaksızın müdafi görevlendirilmek zorundadır.

Dolayısıyla “çocuk avukat istemedi” veya “ailesi avukat istemedi” denilerek zorunlu müdafilikten vazgeçilmesi mümkün değildir.

Çocuğun velisinin yanında bulunması da müdafi yardımının yerine geçmez.

Çocuğun savunma hakkının etkili şekilde kullanılabilmesi için müdafi yardımından yararlanması çocuk ceza muhakemesinin temel güvencelerinden biridir.

Çocuğa Kelepçe Takılabilir mi?

Çocuk Koruma Kanunu bu konuda özel bir düzenleme içermektedir.

Kural olarak çocuklara zincir, kelepçe veya benzeri araçlar takılamaz.

Ancak çocuğun kaçmasını veya kendisinin ya da başkalarının yaşam ve beden bütünlüğüne yönelik bir tehlikeyi önlemek amacıyla zorunlu hâllerde kolluk gerekli güvenlik tedbirlerini alabilir. Dolayısıyla yetişkin şüphelilere ilişkin güvenlik uygulamalarının hiçbir değerlendirme yapılmaksızın çocuklara aynen uygulanması mümkün değildir.

Çocuk Hakkında Tutuklama Kararı Verilebilir mi?

Çocuklar hakkında tutuklama kararı verilmesi mümkündür ancak özgürlüğü kısıtlayan tedbirler çocuk adalet sisteminde son çare olarak değerlendirilmelidir.

Çocuk Koruma Kanunu m.20, çocuklar hakkında yetişkinlerden farklı olarak çeşitli özel adli kontrol tedbirleri öngörmektedir.Çocuğun belirli bir çevrenin dışına çıkmaması, bazı yerlere gidememesi veya yalnızca belirlenen yerlere gidebilmesi ve belirlenen kişi veya kuruluşlarla ilişki kurmaması gibi yükümlülükler uygulanabilir.

Kanunda, bu tedbirlerden sonuç alınamaması, alınamayacağının anlaşılması veya tedbirlere uyulmaması durumunda tutuklama kararı verilebileceği düzenlenmiştir.

Ayrıca Çocuk Koruma Kanunu m.21 uyarınca 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında, üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiiller nedeniyle tutuklama kararı verilemez.

Bu nedenle çocuk hakkındaki tutuklama değerlendirmesinde yalnızca CMK m.100’deki genel koşullar değil, Çocuk Koruma Kanunu’ndaki özel hükümler de mutlaka dikkate alınmalıdır.

Çocukların Duruşması Açık mı Yapılır?

Hayır.

CMK m.185 uyarınca sanığın 18 yaşını doldurmamış olması halinde duruşmanın kapalı yapılması zorunludur.

Hüküm de kapalı duruşmada açıklanır.

Bu düzenlemenin temel amaçlarından biri çocuğun kişiliğinin, özel hayatının ve gelecekteki sosyal yaşamının korunmasıdır.

Çocuk ceza yargılamalarında çocuğun kimliğinin kamuoyunda teşhir edilmesini önlemek ve çocuğun işlemiş olduğu iddia edilen suçla yaşam boyu damgalanmamasını sağlamak çocuk adalet sisteminin temel ilkelerindendir.

Çocuk Hangi Mahkemede Yargılanır?

Çocukların yargılamasında görevli mahkemeler kural olarak çocuk mahkemeleri ve çocuk ağır ceza mahkemeleridir.

Çocuk mahkemeleri, yetişkinler bakımından asliye ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda çocuklar hakkında açılan davalara bakar.

Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda ise çocuk ağır ceza mahkemesi görevlidir.

Çocuk ile yetişkinin birlikte suç işlediğinin ileri sürüldüğü dosyalarda ise davaların ayrılması veya birlikte görülmesi konusunda Çocuk Koruma Kanunu’ndaki özel hükümler dikkate alınır.

Çocuğun İfadesi Tek Başına Değerlendirilmemelidir

Çocuğun soruşturmanın ilk aşamasında verdiği ifadeler elbette delil niteliği taşıyabilir. Ancak çocukların gelişim özellikleri nedeniyle ifade alma sürecinin ayrıca dikkatle değerlendirilmesi gerekir.

Çocuğun yaşı, eğitim düzeyi, zihinsel ve psikolojik gelişimi, soruların nasıl yöneltildiği, müdafiinin bulunup bulunmadığı ve ifadeler arasında çelişki bulunup bulunmadığı önemlidir.

Özellikle başka kişilerin yönlendirmesi altında suç işlediği iddia edilen çocuklarda yalnızca fiilin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değil, çocuğun olay içerisindeki gerçek rolünün belirlenmesi gerekir.

Çocuk suç örgütü tarafından kullanılmış mı?

Yetişkinler tarafından yönlendirilmiş mi?

Tehdit veya baskı altında mı hareket etmiş?

Fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını gerçekten kavramış mı?

Bunların tamamı çocuk yargılamasının maddi gerçeğe ulaşma sürecinde incelenmesi gereken hususlardır.

Çocuğun Yargılanmasında Temel Amaç Yalnızca Ceza Vermek Değildir

Çocuk adalet sisteminin yetişkin ceza hukukundan ayrıldığı temel nokta burada ortaya çıkmaktadır.

Çocuk Koruma Kanunu, çocuk hakkında karar verilirken çocuğun yarar ve esenliğinin korunmasını, gelişiminin desteklenmesini ve özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirlerin son çare olarak kullanılmasını esas almaktadır.

Bu nedenle çocuk hakkında yürütülen ceza yargılamasında yalnızca;

“Suç işlendi mi?”

ve

“Kaç yıl ceza verilecek?”

sorularına cevap aranması yeterli değildir.

Aynı zamanda;

çocuğun neden bu sürecin içerisine girdiği,

ailesinin ve sosyal çevresinin durumu,

eğitim hayatı,

psikolojik gelişimi,

yeniden suç işlemesini önlemek için hangi tedbirlerin alınabileceği

de değerlendirilmelidir.

2026 Değişiklikleri Çocuk Ceza Hukukunu Önemli Ölçüde Değiştirdi

18 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7593 sayılı Kanun çocuk ceza hukukunda önemli değişikliklere yol açmıştır.

“Suça sürüklenen çocuk” yerine “adli süreçteki çocuk” kavramının getirilmesi, 15 yaş altındaki çocuklarda sosyal incelemenin zorunlu hale getirilmesi, TCK m.31’deki ceza miktarlarının değiştirilmesi ve bazı ağır suçlarda yaş küçüklüğü hükümlerinin farklı uygulanabilmesine imkân tanınması bu değişikliklerin başlıcalarıdır.

Bu nedenle özellikle 2026 yılı öncesinde hazırlanmış internet içeriklerinin önemli bir kısmı artık güncel mevzuatı tam olarak yansıtmamaktadır. Çocuk hakkındaki ceza dosyalarında suç tarihi ayrıca kritik hale gelmiştir. Yeni kanunla getirilen daha ağır maddi ceza hükümleri bakımından geçmişe yürümeme ve lehe kanun ilkelerinin; usule ilişkin yeni hükümler bakımından ise ceza muhakemesi hukukunun zaman bakımından uygulanmasına ilişkin esasların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Sonuç

Yeni adıyla adli süreçteki çocuklara ilişkin ceza yargılaması, yetişkin bir şüpheli veya sanığın yargılanmasının yalnızca daha düşük ceza uygulanmış hâli değildir.

Çocuk ceza hukukunda çocuğun yaşı, algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği, sosyal çevresi, gelişim düzeyi, müdafi yardımı, sosyal inceleme raporu, uygulanabilecek koruyucu tedbirler ve özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirlerin son çare olması gibi çok sayıda özel kural bulunmaktadır.

Özellikle 12–15 yaş grubundaki çocuklarda ceza sorumluluğunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi başlı başına hukuki ve bilimsel bir değerlendirme gerektirirken, 15–18 yaş grubunda da TCK m.31’deki özel ceza rejimi dikkate alınmalıdır.

2026 yılında yürürlüğe giren yeni düzenlemeler ise çocukların ceza sorumluluğu ve yargılanma biçiminde önemli değişiklikler meydana getirmiştir.

Bu nedenle çocuk hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda yalnızca isnat edilen suçun unsurlarının değil; Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu’nda çocuklara tanınan özel güvencelerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.Her somut olayda çocuğun suç tarihindeki yaşı, olayın özellikleri, deliller, sosyal inceleme, kusur yeteneği ve uygulanması gereken lehe hükümler ayrı ayrı değerlendirilmelidir.


Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page